Yükleniyor
Ekofobi - Çocuklarınız doğadan korkmasın

Çocuklarımız doğadan korkmasın

Şehirli çocuklar biraz da hijyen takıntılı annelerin etkisiyle doğayla bağ kurmakta zorlaşıyor… Sonra bu doğayla bağ kuramayan çocuktan nesli tükenen bir hayvan için çare bulmasını istiyoruz. Mümkün mü sizce? Anneyiz annelerinden Feride Koçak ekofobi nedir, anlatıyor.

İnsanların doğa hakkında bilgisi arttıkça insan doğaya yabancılaşıyor mu? Bu ne yaman çelişki! Artık belgeseller sayesinde pek çok canlı türüne dair daha önce hiç olmadığı kadar bilgimiz var, hatta dünyayı nerdeyse moleküllerine kadar biliyoruz ancak bu bizi doğaya yakınlaştırmak şöyle dursun uzaklaştırmış olabilir mi? Çocuklarımız erken yaşta doğaya ve canlılara dair pek çok bilgi ile tanışıyor ve yanı sıra pek çok ekolojik sorunla; ozon tabakasının delinmesi, kirlenen denizler, nesli tükenen hayvanlar, küresel iklim değişikliği, Amazon ormanlarının yok oluşu…

Sahip olduğumuz bu uçsuz bilgi ve hali hazırda var olan ekolojik sorunlarımızla çocuklarımıza çevre bilinci aşılamak adına yapabileceğimiz en mantıklı şeyi yaptık, onlara bol bilginin yanı sıra sorunların çözümleri hakkında bir yapılması gerekenler listesi verdik: çevreyi korumak için yapılacaklar listesi.

Oysa bir şeyi kendimizin de pek sahip olmadığı bir şeyi vermeyi unuttuk: doğayla bağ kurmak!

Ekofobiyi önlemek için erken yaşta çocuklarınızı doğayla tanıştırın.
Ekofobiyi önlemek için erken yaşta çocuklarınızı doğayla tanıştırın.

ÇOCUKLARINIZI DOĞAYLA TANIŞTIRIN

Çalışmalar gösteriyor ki, doğayla bağ kurma şansı bulamamış çocuklara Amazon ormanları ya da benzer küresel ekolojik sorunlar anlatıldığında duyarsızlaşıyorlar. Peki neden?

Yetişkinler olarak bizler bilginin değerini biliriz ve bu nedenle çocuklarımızın da doğa hakkında çeşitli detayları, ağaçların, kuşların ve jeolojik oluşumların isimlerini bilmelerini isteriz. Ancak bu bilgilerin kök salacağı yerde bir empati temeli oluşmamışsa bu bilgiler akılda kalmaz ve bir anlam ifade etmez. Bizler geleceğin yetişkinlerini, onlara miras bıraktığımız ekolojik yıkımlarla başa çıkmaya hazırlamaya çalışırken, onları insan-doğa ilişkilerinin barındırdığı olumlu olasılıklar yerine sorunlar hakkında bilgilendirme eğilimine gireriz. Çocuklar kavramlardan ziyade duyumsal deneyimlerle öğrenirler. Bu nedenle dünyanın içinde bulunduğu sıkıntıların yükünü çocukların omuzlarına bindirmeden ve ekofobi ile tanıştırmadan önce, onların kendi evlerinin civarındaki doğa ile yakın temas kurmalarına izin vermek gerekir.

Çocuklardan doğanın yaralarını sarmalarını istemeden önce yapmamız gereken şey, onların doğal dünya ile bağ kurmalarına, onu sevmeyi öğrenmelerine ve içinde rahat hissetmelerine fırsat tanımaktır. Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat önce sevgi gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelir. Sorun, sevgiye dayalı bir ilişkinin gelişmesine izin vermeden bilgi ve sorumluluk duygusu vermeye çalışmamızdır. Doğa ile bağ kurmamış çocuğun ondan sorumlu olmasını beklemek haksızlıktır.

ÇOCUKLARINIZIN EMPATİ KURMALARINA YARDIMCI OLUN

Çocuklar gelişimleri gereği mantıklı ve soyut düşünme becerileri gelişene kadar ‘çok uzakta, uzun zaman önce’ gibi kavramları algılayamazlar, kontrollerinin dışında çok büyük ekolojik problemler sunulmuştur ve yapabilecekleri hiç bir şey yoktur. Bu da çocuklarda kaygı uyandırır ve zaten doğayla bağ kuramamış çocuklar bu kaygıdan kaçınmak adına doğaya karşı daha da duyarsızlaşır. Çünkü bu problemler karşısında kendilerini umutsuz ve güçsüz hissederler. Çocuklar dahil oldukları, yakın ve bilinebilir bir dünya ile etkileşim halinde olmayı arzular. Erken çocuklukta empatinin geliştirilmesi için en iyi yöntemlerden biri hem gerçek hem de hayali hayvanlarla ilişkilerin teşvik edilmesidir. Çocuklar geyik gibi koşmak, yılan gibi yerde sürünmek, tilki gibi kurnaz olmak ve tavşan gibi hızlı olmak isterler. Burada soyu tükenen hayvanların yeri yoktur.

Çocuklarımız soyu tükenmekte olan hayvanların kaygısını hissetmek yerine evdeki evcil hayvanı ile empati kurup sevgiyi hissedebilirler. Nesli tükenmekte olan bir hayvan için yapabileceği bir şey yokken kendi yaşam alanına giren hayvanlar için yapabilecekleri vardır, önce onlarla empati ve sevgi ilişkisi kurmalıdır. Aynı şekilde her tür doğa bilgisinden önce sevgi ve empatinin olacağı etkinlikler gelmelidir. Konu kuşlarsa, önce kuşlar gözlenir, sonra çocuğun kuş olduğu oyunlar oynanır, çocuklara kartondan kanatlar yapılır, yuvacılık oynanır. Yani çocuk kuş olur, empati kurar. Empati sevgiyi, sevgi ilgiyi getirir ve böylece çocuklarda ekofobi yaratmamış olursunuz.

DOĞA SEVGİSİNİ KİTAPLARLA DESTEKLEYİN

Bu noktadan sonra kitaplar açılırsa çocuk kuşları merak eder, öğrenir. Bu bilgi kalıcı olur. Aynı şey çevre sorunları için de geçerlidir. Önce kendi yaşam alanındaki küçük sorunları çözmeye muktedir olduğunu görmesi gerekir, sokağındaki kimsesiz yavru kedi, kuruyan ağaç, kirlenen deniz vs. için kaygı duyarsa, bu kaygı empatiden doğan bir kaygıdır, çocuğun yapabilecekleri vardır: yavru kediyi besler, ağacın neden kuruduğunu araştırır, ona su verir, denizdeki çöpleri toplar hatta insanları örgütleyebilir. Kendi yaşam alanındaki çevre sorunları için yapabildiklerini gördükçe de gücüne inanır, umutla dolar. İşte tam da bu çocuklar büyüdüklerinde doğaya sahip çıkabilirler ve işte o zaman küresel ekolojik problemler için yapabilecekleri vardır.
*Kaynak: Ekofobiyi Aşmak / David Sobel

Çocuklardan doğanın yaralarını sarmalarını istemeden önce yapmamız gereken şey, onların doğal dünya ile bağ kurmalarına, onu sevmeyi öğrenmelerine ve içinde rahat hissetmelerine fırsat tanımaktır.

Anneyiz annelerinden Feride Koçak‘a, ekofobi yazısı için teşekkür ederiz.

Cevap yaz