Yükleniyor
Başarılı çocuk yetiştirme

Çocuğumun başarılı olması için ne yapmalıyım?

Her ebeveyn çocuğunun başarılı olmasını ister. Başarı ailenin bakış açısına, hayat görüşüne göre değişse de ağırlıklı olarak beklenen okul başarısı ve iş başarısıdır. Peki çocuğumuzun başarılı olması için biz neler yapmalıyız?

Başarı diyince aklımıza genel olarak akademik ve mesleki başarı gelir, belki sonrasında da evlilikte iyi (!) bir eş seçme ve bu evliliği devam ettirmek. Bu yazımda başarılı çocuk yetiştirme konusunda bahsederken, bu kavramlar biraz uzağımızda olacak. Çünkü benim başarı dediğim şey; doyurucu ve mutlu bir hayat yaşamak. Elbette bu doyurucu ve mutlu hayatın içinde akademik, sosyal ya da mesleki başarılar yer alabilir, yine de bunlar ikinci planda veya yan ürün gibi düşünülebilir.

Başarılı insanların yaşamlarını incelediğimizde ortak birkaç paydada buluştuklarını görürüz. Bana göre bunlardan en önemlisi çabalamaktan vazgeçmemeleridir. Yeni şeyleri deneyimlemekten, yılmadan denemekten ve amaçları için çaba sarf etmekten vazgeçmemeleri çok çarpıcı. Bunu elde etmek için bize gereken yakıt ise içsel motivasyondur. Örneğin çocuğun kendi isteğiyle ders çalışması, iç motivasyondan ileri gelir çoğu zaman. Buradaki iç motivasyon, öğrenme isteğidir. Not ya da öğretmenden korktuğu için ders çalışmak ise dışsal kaynaklı motivasyon örneğidir. Biraz daha konuyu açacak olursak dış motivasyon, dıştan bir kaynak yani ödül-ceza gibi olmadığında kolaylıkla sönebilir. Oysa ki iç motivasyonun kaynağı kişinin kendisi olduğu için bitip tükenmez. Burada başarı dediğimiz şey çocuğun iç motivasyonunu geliştirmekle çok ilgilidir. İç motivasyonun geliştirilmesinde aileye düşen görevlerden biri çocuğun kendi sorumluluklarını almasına izin vermesidir.

SORUMLULUK ALMASINA İZİN VERİN

Bu 2 yaşındaki bir çocuk için dışarı çıkarken yanına almayı planladığı oyuncaklarını kendi seçmesi ve sonrasında evde unutulan bir eşya için annesine serzenişte bulunmaması gibi bir durumdan başlayarak 10 yaşındaki bir çocuk için ev ödevlerinin anne ya da baba tarafından hatırlatılmayarak, kendi belirlediği zaman diliminde yapılmasına kadar uzanabilir. Hatta daha ileri yaşlarda bu üniversite sınavında kendi istediği bölüme karar vermesiyle devam eder.

Peki bu yetkinlikleri çocuğa kazandırırken aile hiç mi müdahil olmayacak? Tabi ki bu seçimlerde rol sahibi olacak aile. Ailenin rolü yol göstericiliktir. Başarılı çocuk yetiştirme için okul öncesi bir çocuğun yeteneklerini gözlemlemek ve ilgisini de işin içine katarak yönlendirme yapmak bir yol göstericiliktir. Diğer yandan üniversitede bölüm seçerken o bölümden mezun birkaç kişi ile çocuğu tanıştırıp iş hayatıyla ilgili bilgi almasını sağlamak da yol göstericiliktir. Ancak sırf aile büyükleri istemiyor ya da toplumsal yargılara uygun değil diye çocuğu başka tarafa yönlendirmek yol göstermek değildir. Bu baskı yapmaktır ne yazık ki.

Yılmadan çabalamaktan bahsettim… Burada kendine güven giriyor devreye. Kendine güven nasıl oluşur? Kendine güvenin en uygun zemini, ebeveynler tarafından güven duyulmaktır. 1.5 yaşındaki çocuğun merdivenleri çıkacağına ya da en azından çıkmayı deneyeceğine güvenmek başlangıç noktasındayken, meslek ya da iş seçiminde kendine en uygun olanı seçebileceğine güvenmek başarıya götürür. Bu denemelerin ve kararların sorumluluğunu çocuğun kendisinin taşıması önemlidir. Sorumluluk sahibi olmak bireye birey olduğunu daha da hissettirir.

ÇOCUĞUN SINIRLARINA SAYGI

Başarıya Götüren Aile-Doğan Cüceloğlu
Başarıya Götüren Aile-Doğan Cüceloğlu

Sorumluluk sahibi çocuk yetiştirmede etkili öğeler nelerdir? Sorumluluk sahibi çocuk yetiştirmenin ön koşulu çocuğun sınırlarına saygı duymaktır. Bizi rol model aldığını düşünerek kendi sınırlarımızı iyi çizen bir birey olmakla başlayabilir bu, ardından ailemizin sınırlarını iyi çizmemiz gerekir, sonrasında da çocuğun sınırlarına saygı duymamız şart. Kendi sınırımızı çizmek, çalışmayı planladığımız bir akşam eve gelecek misafire “Bugün uygun değilim, ancak yarın gelirseniz sevinirim.” demekten başlar mesela. Çocuğun sınırları ise bebekken altını değiştirirken nazikçe izin almaktan, ergenlikteki kızının odasına kapıyı çalmadan girmemeye kadar uzanır. Tüm bu özenle sınırlarına saygı gösterilerek büyüyen bir çocuk, sınırlarını korumayı da öğrenir. O sınırları içerisinde sorumlulukları da yer alır kendiliğinden. Sorumlulukları yerine getireceğine güvenilir. Bu, davranış değil tavır meselesidir. Çocuk, ailenin kendisine güvenip güvenmediğini içsel bir şekilde bilir. O yüzden lütfen dikkat “Hadi, bugün sana dersini hatırlatmayacağım, bakalım kendin oturup yapacak mısın?” şeklinde sorumluluklar vermek aynen bir sınav gibidir ve çocukta stres yaratır; genelde olumlu sonuçlanmaz.

Sorumluluk almakla ilgili bir diğer önemli özelliklerden biri de kişisel farkındalıktır. Bu, kendi ihtiyaçlarının ve duygularının farkında olmayı kapsar. Bir molaya ihtiyaç duyduğunda bunu iş yerinde rahatlıkla söyleyebilmek ya da bir arkadaşı ile tartıştığında yaşadığı hayal kırıklığını ifade etmek çok değerli. Mola ihtiyacını fark etmediğinde ya da fark etse de ifade etmekten çekindiğinde zihni karışmış şekilde ortaya koyacağı iş yetersiz olacaktır, arkadaşı ile yaşadığı kavgada hissettiği duyguyu fark edemediğinde ya da ifade edemediğinde de elinde sadece o tartışma yüzünden yaşadığı öfke kalır ve bu öfke kişiyi arkadaşlığını sonlandırmaya kadar götürür.

Hatırlayalım ki çocuk özellikle küçük yaşlarda kendini bizim gözümüzden görür. Biz O’nun güvenilir olduğunu düşünüyorsak O da kendini güvenilir bulur. Biz çocuğumuzun sorumluluk alacağına inanmıyorsak, o zaman da sorumluluklarla arası pek iyi olmaz. Başarı tüm bunların yan ürünüdür. Başarılı çocuk yetiştirme için asıl mesele çocuğumuzla iletişimimizi güçlendirmek ve O’nu bir birey olarak kabul edip ona göre davranmaktadır. Daha fazlası için kitap tavsiyem Doğan Cüceloğlu’nun Başarıya Götüren Aile isimli eseri.

Cevap yaz